Konut Kredisi


Rotatek PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 21 Mayıs 2008

Bugüne kadar ağırlıklı olarak ticari ve endüstriyel su arıtma sistemleri üzerine çalışan Rotatek, son dönemde konutlardan gelen yoğun talep üzerine rotasını bu alana da çeviriyor. Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan susuzlukla birlikte suyun kalitesinin de bozulduğunu belirten Rotatek Genel Müdürü Sertaç Tokta, bundan 10 yıl önce evsel kullanıcılar için ütopya olan su arıtma sistemlerinin bugün artık lüks değil, zaruret haline geldiğini belirtiyor.

11 yıldır su arıtma sistemleri konusunda profesyonel olarak çalışan Tokta, 4 yıl önce kendisi de çevre mühendisi olan eşi Tuba Tokta ile birlikte kurduğu Rotatek ile hizmetlerini sürdürüyor. Kurumsallaşmaya ve markalaşmaya odaklanmış durumda olan firma, yurtiçinde olduğu kadar Cezayir, Gürcistan, Azerbaycan ve Irak’ta da su arıtma sistemlerinin ihracatını gerçekleştiriyor.

İstanbul’un en büyük problemlerinden birinin susuzluk olduğunu söyleyen Tokta, susuzluğun artmasıyla birlikte suyun kalitesinin de bozulduğuna dikkat çekiyor. Tokta, “İstanbul’da içme suyu havzalarında su seviyesi düştükçe, suyun içinde olmaması gereken safsızlıkların, kirleticilerin konsantrasyonu artıyor. Bu durum da, evsel tüketicinin, suyun hijyenik hale getirilmesine olan talebinin artmasına neden oluyor. 5-6 sene öncesine kadar bu kesimlerde su arıtma talebi çok daha azdı. Ancak son yıllarda kuraklık ve aşırı su tüketimi nedeniyle su toplama havzaları ve yer altı suyu seviyesinin düştüğü kuyu sularının kalitesinde ciddi bozulmalar var. Şebeke suyunu insanlar eskiden musluktan içebiliyordu. Ancak, suyun son kullanıcıya iletim hatlarındaki kontaminasyon riski nedeniyle şebeke suyunun içilmesi sakıncalı olabilir. Bu arada, son zamanlarda şebeke sularında, mineral konsantrasyonu ve tuz seviyesinin yükselmesi de diğer dikkat çekici bir konu” diyor.

10 yıl önce ütopyaydı

Evsel tüketici için su arıtma sisteminin artık lüks olmaktan çıktığını vurgulayan Tokta, “Özellikle hijyenik olmayan, sert ve kireçli sular ile beslenen evsel konut müşterilerinden yoğun talep yaşanıyor. Bundan 10 sene önce arıtılmış su ütopyaydı. Artık değil, müşteri bunun bilincinde. Bırakın şebeke suyunu, satın alıp içtiği suya bile güvenemiyor ki” diye konuşuyor. Tokta, son aylarda konutlardan gelen talepte yüzde 50 oranında artış olduğunu kaydediyor.

Tüketicilerin amaçları doğrultusunda farklı arıtma sistemleri kullandıklarını belirten Tokta, son yıllarda konutlarda içme suyu arıtma sistemlerinde özellikle “reverse osmosis” olarak adlandırılan ters ozmos teknolojisinin revaçta olduğunun altını çiziyor. Bu teknoloji ile elde edilen suyun son derece saf ve kaliteli içme suyu olduğunu vurgulayan Tokta, birçok ülkenin de bu teknolojiden faydalandığını hatırlatıyor. Sistemin yatırım maliyetinin ise makul bir sürede kendisini amorti ettiğini belirtiyor.

Tokta, sistemin bitmiş veya inşaat halindeki konutlara rahatlıkla uygulanabildiğini ifade ederek, “İnşaatın her aşamasında bu sistemlerin monte edilmesi mümkün. Sistemler kullanıcı dostu ve otomasyon sayesinde insan inisiyatifinden bağımsız şekilde çalışıyor. Satış kadar, satış sonrası destek de çok önemli. Müşteriyle sürekli temas halinde olup periyodik bakımlarını mutlaka yapıyor ve sistemlerin çalışır durumda kalmasını sağlıyoruz” diyor.

500 dolardan başlıyor

Sistemin maliyeti ise standart bir villa için bin ile 2 bin dolar arasında değişiyor. Ancak Tokta, ham su kalitesinin ve müşteri beklentisinin maliyeti etkilediğini anlatıyor: “Örnek vermek gerekirse, müşteri sadece suyunu yumuşatmak istiyorsa bunun maliyeti 500 dolardır. Hem yumuşatmak hem de içme suyumu elde etmek istiyorum derse maliyeti 1000 ile 2000 dolar arasında değişir. Ya da denize çok yakın bir konut düşünün. Bu bölgelerde şebeke suyu olmadığı için kuyu açılıyor. Denize yakın kuyu suları mineral konsantrasyonu yüksek ve acı su kıvamında olabilir. Çünkü deniz suyu karışır. Bu suyun tatlı su kalitesine getirilmesinde ters ozmos demineralizasyon sisteminden faydalanıyoruz. Günde 1-2 ton acı suyun, tatlı su haline getirilmesi amacıyla kurulacak ters ozmos sistem maliyeti 4-5 bin dolara kadar da çıkabiliyor. Ters ozmos teknolojisini deniz suyunun desaline edilmesinde de kullanıyoruz. Ancak, maliyeti çok daha yüksek boyutlarda. Türkiye’nin en büyük şansı, günümüzde tatlı su kaynağı problemi olmaması. Türkiye’de her yerde tatlı su kaynakları var. Ancak, İstanbul gibi nüfus yoğunluğunun fazla olduğu metropol şehirler için suyun nicelik ve nitelik olarak yetersiz kalma riskinin olduğunu da unutmamak gerekir” diyor.

Firma seçimi önemli

Son zamanlarda su arıtma konusunda faaliyet gösteren şirketlerin sayısında artış olduğunu kaydeden Tokta, teklif değerlendirmesi yaparken firma seçimine de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Günümüzde rekabet koşulları, firmaları hatalı  boyutlandırma yapmaya meyilli hale getiriyor. Bunun sonucunda, sistemleri atıl durumda bekleyen, memnuniyetsiz müşteri sayısı artıyor. Çalışacağınız firmayı seçerken, firma referansları, kullanılan malzeme kalitesi, satış sonrası destek kabiliyeti vb. konularda bilgi toplamak çok önemli. Teklif değerlendirmesinde tek kıstas fiyat olmamalıdır. Doğru dizayn edilmiş ekipman için optimum fiyat araştırılmalıdır.”
 

Kaynak: konutdergisi.com

 
< Önceki   Sonraki >