|
Türkiye elektrik ve otomasyon pazarında yenilikçi ve yüksek teknoloji ürünleriyle önemli bir yere sahip olan Schneider Electric, Tac bina otomasyon sistemi çözümleri ile binaları “akıllı” hale getirip yönetiminde de tasarruf sağlıyor. Isıtma, soğutma, güvenlik, izleme, havalandırma, yangın ve duman kontrolünü binanın herhangi bir noktasındaki tek bir kaynaktan hatta dünyanın herhangi bir yerinden internet bağlantısı aracılığıyla kontrol edebilen sistemle daha güvenli bir bina yönetimi sağlanırken, bina maliyetlerinde de ciddi oranda düşüş kaydediliyor.
Schneider Electric Ürün Müdürü İlker İşgör, sistemin rakiplerinden ayrılan en önemli özelliğini, “ana elektrik dağıtım panosundan başlayarak en uçtaki priz serileri hatta prizin takılacağı kasaya kadar komple çözüm sağlaması” olarak açıklıyor. Akıllı ev sistemlerinde ve otomasyonda kullanılan ekipman ve cihazların birbirleriyle tam uyumlu olarak sunulduğunu söyleyen İşgör, “Schneider Electric'in sağladığı çözümler, birden fazla evrensel otomasyon standardı ile uyumlu olduğundan dolayı kullanıcılarını bir haberleşme standardına veya tek tip bir ürüne yönlendirmez” diyor.
Konfor ve güvenlik ön planda
Otomasyon sistemlerinin elektrik ile çalışan tüm cihazları kontrol edebilecek seviyede olduğunu belirten İşgör, “Bu kontrol bazen sadece bir ışığı açıp kapamak olabilirken, bazen de ev sahibine internetten en son haberleri indirmek veya faturalarını raporlamak olabilir. Akıllı ev sistemlerinin kullanım amacı, her kullanıcıya göre farklılık gösterir. Kimi kullanıcılar sistemin konfor tarafını ele alırken, bazı kullanıcılar da güvenliği ön planda tutuyorlar” diye konuşuyor. İşgöre göre, Türkiye’de daha çok ışık kontrol ürünleri, panjur kontrolü, evdeki tüm cihazların durumunu gösteren ve kontrol eden dokunmatik ekranlı paneller, otomasyon ile entegre çalışan müzik - görüntü sistemleri en çok tercih edilen ürünler arasında. Akıllı ev sistemlerinin kullanımı zor, pahalı ve ulaşılamaz sanıldığı için sistem ürünlerinin belirli bir gelir grubu tarafından sorgulandığına dikkat çeken İşgör, “Ancak akıllı ev olgusu her kullanıcı grubu tarafından farklı algılandığından, ürünlerin tabandan üst gelir seviyelerine kadar geniş bir kitleye hitap ettiğini söyleyebiliriz” diyor. İşgör, sistemin konuta getirdiği katma değeri ise şöyle açıklıyor: “Kullanıcılar sistemin öncelikle güvenlik ve konfor olgularına bakıyorlar. Diğer özelliklerinin yanında sistemin en büyük katma değeri, işletme gideri olarak niteleyebileceğimiz giderlerden tasarruf. Akıllı ev sistemi sayesinde aydınlatma, iklimlendirme gibi fonksiyonların harcadığı enerjiden ciddi oranlarda tasarruf sağlanabiliyor. Bunun yanında sistemin çeşitli şekillerde önlediği su basması, yangın gibi istenmeyen olaylardan dolayı konuta yapılan katkı oldukça yüksek. Güvenlik, uzaktan izlenebilirlik gibi birçok kullanıcı tarafından sistemin belkemiği olarak adlandırılan özelliklerin katkılarını da düşününce, sistemin hem konuta hem hayatımıza katma değeri rakamlarla ölçülemez seviyelere çıkıyor.” İşgör, sistem maliyetinin alt - üst sınırlarını çizmenin de oldukça zor olduğunu vurguluyor. Pazarda taşlar yerine oturdu
Türkiye'de teknoloji ile iç içe bir kullanıcı kitlesi olduğunu, akıllı ev sistemlerinin de bu ilgiden nasibini aldığına işaret eden İşgör, dinamik ve büyümeye açık bir pazar bulunduğunu kaydediyor. İşgör, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ürün, çözüm ve hizmet sunumunu beraber getiren bu pazarda, A'dan Z'ye çözüm sağlayan profesyonel firmaların ağırlığı mevcut. Bir dönem ekibi dahi olmayan ilgisiz, tecrübesiz birçok firmanın pay almaya çalıştığı bu pazarda, artık taşların yerli yerine oturduğunu söyleyebiliriz.” Kaynak: konutdergisi.com
|