Konut Kredisi


Vatandaşın tek umudu vardı! PDF Yazdır E-posta
Salı, 06 Mayıs 2008

Vatandaşın tek umudu faiz oranlarının düşmesiydi. Geldiğimiz noktada şimdilik o da hayal oldu

 

Türkiye’de yükselen her piyasa gibi konut piyasası da büyük bir fırsat olarak görüldü. Şimdiki gibi tıkanıklıklar yaşansa da konuta olan inanç hiç eksilmeden devam etti ve ediyor. Potansiyel konut alıcıları dışında piyasanın en önemli iki aktörü olan inşaat firmaları ve bankalar da her fırsatta konutun Türkiye için büyük önem taşıdığını ve bunun gelecekte de böyle olacağını söylüyor. Bu duruma destek olarak ise artık ezberlediğimiz maddeler sıralanıyor: Nitelikli konutların azlığı, deprem riski, yıllık yüzbinlerce konut ihtiyacı, ertelenen talepler vs. Bu maddeleri çoğaltmak mümkün. Bunların hepsi birer gerçeklik olarak karşımızda duruyor ama konutta talebi belirleyen en önemli unsurun gelir durumu olduğu unutuluyor. Unutulmuyorsa bile görmezden geliniyor!


İnşaat firmaları yeni konutlar üretiyor. Diğer taraftan binlercesi için hazırlıklar yapılıyor. Bankalar bir taraftan yeni konut kredisi paketleriyle talebi canlı tutmaya çalışıyor. Diğer taraftan yükselen son faiz oranlarıyla birlikte kaşıkla verdiği konut kredisini adeta kepçeyle geri alıyor.

 

Tüketiciye en iyi alternatifi ise TOKİ, KİPTAŞ ve Kent Konut gibi kurumlar sunuyor. Bu kurumlar hem bulundukları pozisyonun avantajlarını kullanarak konutları çok uygun fiyatlardan satıyorlar hem de bankalardan çok düşük faizli kredi imkanı veriyorlar. Bu şekilde de doğal olarak vatandaşın birinci tercihi oluyorlar. Bir tarafta konutları yok satan TOKİ, KİPTAŞ ve benzerleri, diğer tarafta ise konut satmakta çok zorlanan bir özel sektör. Bir tarafta sıkışık, diğer tarafta hareketli piyasa… gerçekten de bu iki farklı durum aynı ülkede mi yaşanıyor? Anlamak güç gibi geliyor ama aslında her şey ortada.

 

TOKİ ve KİPTAŞ gibi kurumlar şehir merkezlerinin dışında konut yapıyorlar ama en azından ucuza satıyorlar. İnşaat firmaları ise kentin dışında yaptığı konutları fahiş fiyatlardan satmaya çalışıyorlar. Ama artık kolay kolay satamıyorlar. 2 yıl sonra teslim edilmesi planlanan konutlar için yüksek fiyat istiyorlar. Bu şekilde aslında konutun yatırım değerini de sıfırlıyorlar. Çünkü firmalar bu yüksek fiyatlarla konutun yapacağı tüm primi kendilerine alıyorlar. Vatandaşa oturmaktan başka bir şey bırakmıyorlar. Piyasanın görünmez elemanları yatırımcıları da kaçırıyorlar.

 

Bundan 3-4 yıl önceye göre konut fiyatları yüzde 150-200 oranlarında artış gösterdi. 100 bin YTL değerindeki konutlar 200 bin YTL oldu. Peki, vatandaşın geliri ne kadar arttı? Bir devlet memurunun yılda yüzde 5 zam aldığını düşünürsek, 4 yılda yüzde 20 eder. Hadi, yüzde 5 daha ekleyelim yüzde 25. Bu tabloya göre, konut fiyatları piyasanın durgunluğu nedeniyle düşse de eski canlılığı beklemenin bir hayal olduğu gün gibi ortada. Çünkü bu ülkede yaşayan çoğunluğun geliri bu kadar artmadı. Vatandaşın tek umudu faiz oranlarının düşmesiydi. Geldiğimiz noktada şimdilik o da hayal oldu.


Kaynak: emlak.milliyet.com.tr

 
< Önceki   Sonraki >